GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDEN AKIP GİDER HAYAT
Ayşenur Selen Kandemir

Ayşenur Selen Kandemir

GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDEN AKIP GİDER HAYAT

07 Şubat 2021 - 18:15

Hayat, ne kadar kısa bir kelime bakınca ama içine koca bir ömür sığdırıyoruz. Bebeklikten itibaren hep bir öğrenme içinde oluruz. Hayatın akıntısında boğulmamak için öğrenmemiz ve uygulamamız gereken şeyler vardır ki bunlar, en basitinden hayatta kalmakla başlar. Tabi hayatta kalabilmek denilen başarı da ağızdan çıktığı kadar kolay kazanılan bir şey değildir. Zamanla gelişir, biz doğduğumuzda sadece ağlamak ve karşılığında annesinin sütü ile beslenerek hayatta yaşamını sürdüren minik organizmalarken daha sonraları anne ve babamız ve en önemlisi bir yuvamız olduğunu kavrayarak hayatı biraz olsun anlamlandırmaya başlarız. Ama bu yetmez hayatta kalabilmek için. Hayatımızın ilk yıllarında ve çocukluk dönemlerinde bizi gerçek manada zorlayacak pek bir sorumluluğumuz yoktur. İşin asıl zor kısmı ergenlikte başlar evet yanlış duymadınız ergenlikte! Yetişkinlerin küçümsediği, çocukların özendiği bu süreç bir çok zorluğu da beraberinde getirir.
 
Bundan sonra da bitmez aksine katlanarak artar hayatın zorlukları .  Ergenlik, uzun yorucu ve bir o kadar da fırtınalı bir süreçtir . Kız ve erkek çocukları artık yavaş yavaş oyuncak arabalarını , barbie bebeklerini bırakırlar , evcilik oyunlarını bitirirler. Hayat onlar için oyun olmadığını göstermek üzere bir sürü planlar yapmıştır bile.  Artık yaşadıkları bu dünya onların kafasında daha gerçekçi bir hal almaya başlar. Olması beklenen gibi. Neyse, uzun uzun anlatmayacağım ergenlik her manada değişimlerin yaşandığı, insanı gerçek hayata hazırlayan bir süreçtir. Düşünce yapıları bile bu yaşlarda belirginleşir, kişi kendi kimliğini ve karakterini bulma arayışına girer ve ömür boyu hiç bitmeyecek bir arayıştır bu gerçi. Öyle de devam eder. Ergenliğin sonlarına doğru hayata karşı kişi biraz daha dirençli hale gelir. Kulağa garip gibi gelse de bu dönem insana birçok şey öğretir. Yalnız başına bir şeyler yapabilmeyi, kendi ayakları üstünde durabilmenin güvencesini verir bu dönem kişiye. Ya da öyle hissederiz hormonlardan dolayı, her ne olursa olsun bu dönem insanın büyümesi için yaşanması gereken bir süreçtir. Hiçbir şey bilmeden girdiğimiz bu yolculukta düşe kalka yürümeyi öğreniriz. Bu dönemin fırtınasından çıktıktan sonra bu zorlu ve acı verici süreç ki her acı arkasında büyük bir gelişimi barındırır , bizi daha zor ve farklı bir sürece hazırlar. Hayata atılmak da diyebileceğimiz , hayatın içinde daha aktif bir şekilde rol alabileceğimiz bir süreç. Hayatta kalabilmek için en önemli kural kendine tutunmak değil mi zaten. Bu ergenlik ve hayatın gerçeklerini anlama süreci bize çok önemli bilgiler verir. Önce kendimizi anlayıp sonra da insanları anlarız ve ona göre hareket ederiz.
 
 Bundan sonraki söyleyeceklerim çok önemli, hayatın gerçekleri diye bahsettiğimiz şeyin özü ve hayatımız bu çemberde dönüp durur sonrasında. Hayat denilen bu yolculuğun aslında annemizin bize sunduğu sevgiyi,şefkati bir daha sunmayacağını, babamızın bize verdiği  güveni başka kimseden alamayacağımızı, evimizde hiçbir şeyden habersiz tek derdi yarın giyeceği kıyafeti düşünen, kız çocukları, yarın oynayacağı oyunu düşünen erkek çocukları olduğumuzu ve tüm bunların bir uykudan uyanmayla kaybolacağını anlarız. Hayatın gerçekleri  duvar gibi çarpar yüzümüze. Daha annesi ve babası olmadan belki bir yuvası bile olmadan büyüyen, daha doğrusu büyümek zorunda kalan çocuklardan bahsetmedim bile. Onlar için hayat bize olduğundan binlerce kat daha acı ve soğuktur. Onlar hayatı çok daha gerçek yaşarlar yani. Artık hayatta sorumluluk almaya başlayacak yaşa gelmişizdir. Üniversiteye gitme heyecanı kaplar içimizi. Tabi bu mutluluğu asla yaşayamayan tek derdi dışarıda  yatmamak olan, üstünde sadece bir kıyafetle soğukta donarken bile şikayet edemeyen çocuklardan bahsetmiyorum. Buna daha sonra değineceğim. Üniversiteye giden çocuklarızdır artık. İçimizde bir yerde hala daha çocukluk vardır kimse dile getirmek istemese de. O heyecan, tecrübesizlik,yeni arkadaşlar,yeni çevre,dersler derken bir şekilde kendimizi üniversite koridorlarında buluveririz.
Hepimizin aklı on karış havadadır anlayacağınız . Hepimiz birbiriyle tanışmak kaynaşmak ister yani çoğumuz için bu böyledir. Üniversite bize çok önemli şeyler öğretir. Hayat boyu sırtımızda taşıyacağımız yükleri hafifletmek için bize yardımcı olur. İnsan ilişkileri bu dönemde daha çok önem arz eder. Çocukluktan , ergenlikten çıkıp yetişkinliğe girerken bu kurum bize fazlaca şeyler öğretir. Sadece derslerden bahsetmiyorum burda. Öğretmek istediği çok şey var bize hayatın. Biz öğrenmeye gönüllü olmasak da hayat bir şekilde kendini bize öğretecektir zaten.Kimse düşündüğümüz kadar iyi değildir ve düşündüğümüz kadar da kötü değildir. Ayrıca hayatta yaşadığımız kötü şeyler sonunda pişman oluruz ya da keşke deriz ,keşke bu olay başıma gelmeseydi , neden geldi diye istemeden de olsa serzenişlerde bulunuruz. İşte bu sözlerin aslında ne kadar gereksiz olduğunu anlamak da hayatın gerçekleri arasındadır. Neden mi , çünkü zamanla her şeyin aslında  olması gerektiği gibi olduğunu farkına vardırır hayat . Hayatta güzel şeyler kadar kötü olan tecrübeler de bizim için gereklidir kabul etmesi ne kadar zor da olsa. Ying ve yang sembolünde de bundan bahseder ya , iyilik ve kötülüğün iç içe geçmiş olması. Hayat aslında bu ikisinin birleşiminden oluşur. Hayatın gerçekleri adına önemli şeylerden biri de  anne ve babamızın bize verilmesinin bizim için gerçekten düşünülmüş bir sebebi vardır . Bazen onlarla tartışmalara girsek de sonrasında kıymetlerini anlarız. Herkesten daha çok önem verirler bize daha çok değer verirler. Bunun ne kadar doğru olduğunu ilerleyen zamanlarda hayat bize sıkça gösterir.
 
Kimse annemiz kadar fedakar, sevgi dolu olmayacaktır ya da babamız kadar güven vermeyecektir  bize. Dünya çocukken olduğu kadar kolay görünmeyecektir gözümüze. Hayatta güzel şeyler hep olmayacaktır ya da çocukken yaşadığımız saf mutluluğu,endişesizliği , rahatlığı bulabilmek de çok kolay olmayacaktır. Ne kadar istersek isteyelim hayallerimizin hepsi gerçekleşmeyecektir. Ya da şöyle desek daha doğru olur, okuyan birçok kişi için umut olacağını düşündüğüm bir cümle söyleyeceğim şimdi. Bu hayallerimizin gerçekleşmesi ne olursa olsun tamamen imkansız değildir. Gerçekleşme İmkanı da imkansızlığı kadar imkanlıdır aslında, yalnız bunu farketmek gerekir. Ayrıca bu  hayallerin gerçekleşmesi için emek vermek gerekir, zaman gerekir . Elinden geleni yaptıktan sonra zamana bırakmak ,teslim olmak en iyisi olacaktır. Hayaller ile hayatın gerçekleri bu yönden bakıldığında çok da farklı sayılmaz. Hayaller gerçek olmaya mecburdur diyerek bu konudaki fikrimi net olarak anlatmış olurum sanırım.Hayatın acı gerçekleri olduğu kadar güzellikleri de vardır. Tamamen kötülemek de yanlış olur. Çok çalışıp emek verip istediğimiz bölümü kazanmak gibi. O zaman hissettiğim gurur da mutluluk da hayattan bir duyguydu. Ya da üniversitemizde önlük giyme töreninin olduğu gün , o akşam , o gün önlüğü giyince hissettiğim mutluluk ve ailemin beni izlediği anı gözlerimle görmek.. Hayatın güzellikleri de var anlayacağınız. Tabi sonradan ardı arkası kesilmeyen sınavlar, derslerin olacağından habersizdik o zamanlar. Hayatın gerçekleri aynı zamanda bunlardı da.
 
Şu an için pek ilgili olmadığım ama beni rahatsız eden bir konudan da bahsedip yazımı sonlandırmak istiyorum. Üniversite bittiğinde iş bulmak konusu da oldukça önemli ve değinilmesi gerekiyor bence. Öyle ya ülkemizde üniversite mezunları iş ararken ilkokul mezunu arkadaşlar kadar kolay iş sahibi olamıyor. Ülkemizdeki üniversiteli işsizlerin oranı da bir hayli fazla. Kulağa oldukça garip gelse de bu durum Türkiye’nin yadsınamayacak gerçekleri arasında yerini koruyor. Bu durumda üniversite mezunları mı daha kârda yoksa ilkokul mezunları mı tartışılır. Yazımın en başından beri bahsettiğim hayatın gerçekleri işte bu kadar acımasız olabiliyor bazen ve bizim tüm bunlara rağmen hayatta sağlam durabilmemiz gerekiyor. Bu yüzden öğrenmemiz gereken çok şey var. Hayatın durgun suları kadar derin ve dalgalı suları da olduğunu bilmek , fırtına çıktığında  kendi gemimizin dümenini nereye çevireceğimizi bilmek ve yolumuzu kaybetmemek için hayatın gerçekleri gereklidir. Yeri geldiğinde acıdır ama çok şey öğretir…
 

YORUMLAR

  • 7 Yorum
  • Ayşe
    9 ay önce
    Neden hayat inişlerle çıkışlarla doludur, neden bazen zorlukların karşısında tek başımıza direnmeliyiz tek bir cümlede özetlemiş aslında yazar: "Fırtına çıktığında  kendi gemimizin dümenini nereye çevireceğimizi bilmek ve yolumuzu kaybetmemek için hayatın gerçekleri gereklidir." Kaleminize sağlık, gelecek yazılarınızı bekliyoruz...
  • Tuana Bayrak
    9 ay önce
    Yazının akıcılığı,kullandığın kelimelerin güzelliği diyorum... Başarılarının devamını dilerim prensesim.
  • Gülcan Akbayrak
    9 ay önce
    Bayıldım... Yüreğine sağlık güzel kızım..
  • Kamile Acar
    9 ay önce
    Bir çocuğun doğumundan úniversiteye kadar olan olan hayat akışını çok güzel ifade etmişsiniz duygu dúsuncelerinizi okurken ćok akıcı idi yazınızın sonuda úlkemizin içinde bulunan gerçeği de vurgulamissiniz úniversiteli işsizlik ordusu maalesef zamanımızın acı gercegi güzel yazınızı tebrik ederim kaleminizin başarılarını devamını dilerim .
  • Fatmanur
    9 ay önce
    Maaşallah çok güzel olmuş.hayatın gerçekliğini çok güzel anlatmış
  • Necmettin demir
    9 ay önce
    Güzel bir yazı olmuş hayata yeni atılan gençlerimizin okuması ve ders alması gereken fikirler barındırıyor.
  • Güzin yiğit
    9 ay önce
    Kalemine yüreğine duygularına sağlık gençlerin gözünden ergenliğin bu kadar gerçekçi anlatılması ergenlik bunalımına gereksizce giren gençlerimize de yol gösterir bir yazı olmuş. hayatı maraton koşusu olduğunu varsaysak herkesin kulvari ayrı ayrı olduğu gibi başlangıç çizgisi de aynı olmuyor malesef herkes aynı şartlarda yarışmıyor. Tebrik ediyorum umarım ilerde çok daha yol gösterici yazılarıniz olur..