Ak Parti vesayetin esiri olmamalı
Sabri Balaman

Sabri Balaman

Ak Parti vesayetin esiri olmamalı

21 Şubat 2019 - 18:12

Aydın kişi, kültürel ve bilimsel birikimi olan, aydınlanırken aydınlatan kişidir. Aydın olmak; kime nasıl yaranılacağı düşünüldüğünde değil; özgür düşüncelerin en zor ve faydalı olduğu zamanda dile getirilmesidir. Aydın olan kişi olup bitenlere seyirci kalmamalıdır. 

Son zamanlarda beni huzursuz eden birçok konuşmaya şahit olmaya başladım. Neydi bu konuşmalar?

Malumunuz, uzun zamandır ülkemiz Ak Parti iktidarı ile yönetiliyor ve ‘’ama’’ diyerek cümleye başlamak zorundayız. Ülkemizde özgür düşünce yok mu? Despotizm mi var? Veya dikta edilmiş bir yaşam alanında mı yaşıyoruz? Dini inanç ve cemaatlere baskı mı var? Tabii ki hayır, hiçbir engel ve kısıtlama olmadığını açıkça ifade etmemiz gerek.

Ak parti 2002 yılında hükümeti devraldığından beri birçok değişim ve dönüşüm sağlandı. Bunları inkâr ederek eleştiriye geçmek nankörlük olacaktır. İsterseniz öncesini ve sonrasını dile getirelim. Ak Parti öncesi ve sonrası siyah ile beyaz gibidir. Ak Parti yokken ekonomik anlamda darboğaza giren Türkiye’nin, IMF başta olmak üzere birçok dünya ülkesine borcu varken, Ak Parti’nin gelişinden sonra bu ivme tam tersine döndü ve ülkemiz hızla önemli ekonomiler arasına girdi. Madem öyle bizler de bu gelişmeleri yakından araştıralım ve sizlerle paylaşalım istedik.

AK Parti’nin parlak siyasi başarısının sırrı, sadece geniş halk kitlelerinin gönlünü kazanmayı bilmesi değildir. Seçmenle kurduğu sevgi bağının arkasında, halkın beklentilerine uygun şekilde gerçekleştirdiği reform mahiyetindeki icraatının ve bunun neticesinde meydana gelen değişimin de rolü vardır. AK Parti’nin 17 yıllık icraatlarını saymaya kalksak, köşe yazısı değil kitap yazmamız gerekir. Ancak, önemli konularda gerçekleştirdiği reformları ve değişimi özetle işaret etmekle yetinelim..  Kimin hangi pencereden baktığına bağlıdır.

Demokratikleşme:

AK Parti; militarist, jüristokratik ve bürokratik vesayet altında bir ülke olan Türkiye’yi, gerçekten millet iradesinin hakim olduğu ‘’demokratik’’ bir ülke haline getirmiş ve rejimini değiştirmiştir. 27 Mayıs’tan beri yarım asırdır devam eden ‘’Darbeler Dönemi’’, cesur lider Erdoğan›ın yönetimindeki AK Parti iktidarı tarafından sona erdirilmiştir. 27 Nisan 2007 Muhtırası’na karşı koyan AK Parti iktidarı döneminde 2010 ve 2011 Yüksek Askerî Şûraları›nda taşlar yerine oturtulmuş ve militarist vesayet tasfiye edilmiştir. Bunda, AK Parti iktidarının adalete bağlılığından cesaret alarak çetecilerin ve darbecilerin üzerine giden yargının da müspet tesiri olmuştur. Hatta dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un yıllar sonra günah çıkardığını da unutmayalım.

AK Parti Hükümeti, 12 Eylül 2010 Referandumunu yüzde 58’lik kabul oyuyla gerçekleştirmiş, hazırladığı Anayasa değişikliği paketiyle jüristokratik vesayeti tasfiye etmiştir. Böylece 1960’tan beri millet iradesinin karşısına dikilen siyasallaşmış yargı tesirini kaybetmiştir. Başkan Erdoğan’ın cesareti ve dirayeti, yarım asırlık jüristokratik tahakküme son vermiştir.

15 Temmuz darbe girişimi gecesi Fethullahçı Terör Örgütü’ne bağlı olan askerlerin 15 Temmuz’da kalkıştığı darbe girişimi halkın ve güvenlik güçlerinin büyük direnişi sonucu engellendi. 2016 yılında yaşanan hain darbe girişiminde başta İstanbul olmak üzere onlarca şehit verildi. Vesayettin sonunu getiren yine başkan Erdoğan ve ekibiydi.

Sosyal Politika: 

Bu dönemde uygulanan sosyal politika neticesinde Türkiye, yepyeni bir anlayışla hazırlanan ve geniş halk kitlelerinin ihtiyaçlarını karşılayan bir sosyal değişim sürecini gerçekleştirmiş; gelirin gayri âdil dağılımı düzeltilmeye başlanmış, eğitim ve sağlık konusunda önemli reformlar yapılmıştır. 

AK Parti’nin iktidar olduğu 2002 yılından günümüze kadar kadın hakları ve temel özgürlükler, kadın – erkek eşitliğinin sağlanması, kadınların katılımları, uluslararası anlaşmaların hukuk içerisindeki yerinin güçlendirilmesi bağlamında pek çok hukuki reform yapıldığı görülmektedir. Ayrıca 03.06.2011 tarihinde 06.04.2011 tarihli ve 6223 sayılı Kanun ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulmuştur. Bakanlık, kadına yönelik politikaların geliştirilmesi, hizmetlerin sunulması, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve bunların kamu politikalarına yansıması yönünde çalışmalar yapmaktadır.

Bugünün Türkiye’sinde gerçekleşen toplumsal ve siyasal krizlerin temelinde, olağanüstü siyasal müdahaleler dönemiyle şekillenen hukuki düzenlemeler yatmaktadır. Söz konusu siyasal düzenlemeler, geleneksel tutucu devlet politikalarının sürdürülmesine referans olmakta ve sağlıklı değişim programlarının örgütlenmesine de engel olarak gösterilmektedir. Oysa Türkiye’nin toplumsal yapısını, dinamizmini ve ihtiyaçlarını yansıtan hukuki düzenlemelere duyduğu ihtiyaç çok açıktır.

Evet, bunca çalışmayı yapan bir parti ve genel başkanı ihtiras ve hırslara yenik düşmemeli. Son zamanlardaki bütün seçimlerin kontrol dışı bir mekanizma tarafından yapıldığı Ak Partili seçmen tarafından sıkça dile getiriliyor, açıkça konuşuluyor. 

Bu konuları dile getiriyoruz çünkü; ümmet aşkına yapılan bunca başarılı çalışmanın tarihi tekerrür etmemesi adına, 2002 Türkiye’sine dönmemek adına dikkatle incelenmesi gereken ince meselelerle karşı karşıyayız. 

Batı illerinde yapılan ittifakların ve gelişmelerin görünenden farklı olduğunu ve birileri tarafından Ak Parti’ye sanki tuzak niteliği taşıdığını görüyoruz. Vesayetten çok çekenlerin aklına son zamanlarda; ‘’acaba vesayetin esiri olmuş bir parti mi oldu Ak Parti’’ sorusu geliyor. 

Ak Parti güvenlik politikaları kapsamında bazı bölgelere batıda güvelik penceresinden mi bakıyor? Parti içi çekişmelerin önü mü açıldı acaba? Unutulmasın ki; gelecekte yine sizi düştüğünüz yerden kaldıracak olan bizleriz. Neden Karadeniz aday furyası, el cevap yok. Son aday adayların belirlenmesinde kimlerin aklı ile adaylar ve ittifaklar yapıldığı konusuna gelince; Ak Parti tabanının üzgün ve mutsuz olduğunun altını çizmek isterim.      

Vesselam…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar