YEPYENİ BİR ÇAĞA HAZIR OLUN…
Harun Osmanoğulları

Harun Osmanoğulları

YEPYENİ BİR ÇAĞA HAZIR OLUN…

23 Nisan 2018 - 02:02

Yeni bir çağa şahitlik ediyoruz. Hayatımıza adeta derinlemesine dahil olan internet çağıyla beraber ‘yepyeni bir çağ’ başlamış oldu. Sosyal medya ve münferit olarak işlev görebilen ‘tuber’ kimliği ile hayat karelerimizi renklendiren veya renklendirdiğini düşündüğümüz ‘yepyeni bir çağ’. .

Bu duruma ‘yepyeni çağ’ diyorum çünkü; geçmiş çağların düzen ve sisteminden etkilenen nesil iyi veya kötü anlamda nasıl bugünlere artarak geldi ise bu çağ da iyi veya kötü olarak artarak gidecek . Buna mukabil söylemeye çalıştığım çağın da etkileşimin dalgalarına maruz kalan nesil elbette yetişiyor yetişecek.

Kaleme almaya gayret ettiğim yeni çağın nesline yönelik bu durum farklı kimliklerin tezahürüdür. Gelin bu kimlikleri unvanları ile birlikte çağın uyulmuş alanlarına bakarak bir  göz atalım. Göz atalım; zira bakmaya ve görmeye değer neler yaşanıyor şahit olalım.

‘Fenomenler’ ‘den ‘sosyal medya’ ve ‘tuber’ unvanları ile donanmış ve donatılmış çağa ayak uyduran nesillerimizi ve bakiyelerimizi seyredelim.

Bir tarafta sanatçılar, ünlüler, artistler… Diğer tarafta özenenler, sanatçı, ünlü olma yolunda adaylar ve kendini Avrupalı-Batılı ya da sözüm ona yenilikçi fikir sahibi olma yolunda her şeylerinden vazgeçen genç nesiller bulunduruyor bu yepyeni çağın içinde.

Şöyle iki kısma ayırarak kolaylaştıralım meseleyi;

Sosyal Medya: Burada oluşan birçok alan, bu alanlar da kendilerini anlatmaya çalışırken aslında her şeylerini kaybedenler var. Özel yaşam alanlarında başkasının, belki de en yakın aile bireylerinin dahi mahrem hayatlarını görebilme ihtimaline karşı kapılarını kapatarak, camlarının perdelerini çekerek gerekli görür ise de ışıklarını kapatarak mahrem kurallarına uygun şekilde yaşayanlar…

Sizler değil misiniz? ‘Konu’, ‘beğeni’, ‘takipçi’, ‘arkadaş listesi’nin kabarıklığı neticesinde bundan hoşnut kalarak ve gurur duyarak kapılarını, perdelerini, ışıklarını ve çok değer verdikleri ailelerini açanlar sizler olmuyor musunuz?

Bu durum için güzel Anadolu’muzda güzel bir tabir vardır; ‘bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!’

Tabi bunların müsebbipleri yalnızca sizler değilsiniz; bu mecraları size iyi anlatamayan ‘bizler’, ‘aileler’ ve kendini ‘uzman’ zannedenler sebep dairesinin en dolgun kahramanları oluyoruz. 

Sizi bu seviyeye getiren fazla ‘takipçi’ ve ‘beğenileri’ olan, her şeylerini ortaya koyan; “ne namus ne ar, nede kültür gelenek bilen” tavır ve davranışları maalesef asimile olarak bazen bilmeden de yapılan durumlar yok değil. Lakin bilerek de olsa bilmeden de olsa nihayetinde sanal dünyanın mağlupları oluyoruz. Ve koca bir nesle bu şekilde örnek olarak bir vebalin muhatapları haline getiriyoruz kendimizi.

Tabi bu çağın cilvelerine yenilerek bu dünyanın kahramanları olmamız için canla başla şuur öldürücü kişiler tarafından başlangıç yapıldı. Ama, ya sonrası..!

Sonrası malum sizde kapılıp gittiniz o sahte gülüşlere, eğlencelere, partilere, moda haftalarını, ‘’PARA KAZANACAKSINIZ DİYE AHİRETİNİZİ KAYBETMEYE’’. Kendinizin, her noktanızdan çekilmiş fotoğraf karelerinizi paylaşmaya vs. vs… Bu örneklemleri çoğaltmadan sizleri zihin dalgalarınızın içerisinde kendi yolculuğunuza ve muhasebenize bırakıyorum. Ve biliyorum ki; sizler benden daha fazlasını zihin dünyanızda bulacaksınız.

Garip olan ne biliyor musunuz; en çok etkilenenler ve kayıp ettiklerimiz yine bizim çocuklarımız. Bizim çocuklarımız diyorum çünkü diğer ülkeler veya kültürler için bunun fazla önemi yok. Bizi muhafaza eden bir cümleden bahsediyoruz; ’’MUHAFAZAKÂR’’ız diye öylemi? Biz daha neyi muhafaza ettiğimizi bilmiyoruz. Ya da muhafaza etmek bizim güdümümüzde olan bir kavram ve olgu mu?

Gelelim ‘Tuber’ unvanına; aslında yukarıda bahsettiğim konular ile aynı şeyleri söyleyebilirim lakin bu konuyu ayırmamın bir sebebi var!!!

Münferit olarak işlev gören fakat etkileşimi ziyadesiyle etkili olan bu kanalların çoğunda ‘sokak röportajı’ ve ‘oyunları’ kisvesi altında ‘yarışmalara’ maruz kalan gençlerimiz!

İçlerinde bu durumları iyiye yönelik icra eden yok mu? Elbette var onlara bir sözüm de yok tabi lakin sokak ortasın da ‘’ÖPÜŞMEK’’ nedir arkadaş! O oyun oynuyoruz diye öpüşmeye kalktığın kişi veya kişiler senin müslüman kardeşin, milletin daha ne diyeyim size. Birde gayri ahlaki sorular sorarak bazı şeyleri olağan hale de getirmeye çalışma gayretiniz yok mu …

Bu kanalları yönetenlere ve sosyal medyada milletimizi zehirlemek maksadı ile asimile etmeye çalışanlara sesleniyorum; ‘’SİZ NE YAPTIĞINIZIN FARKINDA DEĞİLSİNİZ’’ Bu bir uyarı veya ikaz değildir. Çünkü zaten gerekli ikaz 1400 yıl evvel bize Efendimiz HZ. Muhammed (s.a.v.)’in tebliği ile geldi ulaştı. Benim söylemeye çalıştığım şey ise şudur:

1400 yıl dan önce de kavimlere ikazlar resullerimiz aracılığı ile tebliğ edildi ve dinlemediler. Allah (c.c.) bütün yarattığı kullarını en iyi tanıyan, bilen ve ‘Seven’dir. Ve hiçbir Anne, Baba, Kardeş, Dost bu sevgi gibi sevmesi asla mümkün değildir.

Bu sevginin karşısında bize mühlet veren Rabbimize şükür ederek bu vesile ile de kendi yaptıklarımızı bir hesaba çekelim; sonra geri dönmek yok!!!

Unutamayalım ki Allah (c.c.) ihmal etmez imhal eder…

Öncelikle kendi nefsime sonra sizlere yönelik yazmaya çalıştığım bu serzeniş ve sancı dolu ‘hazır olun’ başlıklı yazıma şu dizeler ile son vermiş olayım…

 ‘’ CEBRAİL (a.s.) İLE GELEN TEBLİĞE İNANMAYANLAR, AZRAİL (a.s.)’IN GETİRDİĞİ ÖLÜMÜ TADACAKLAR’’ A.K.GEYLANİ HZ.

Şimdi sizlere soruyorum bu yeni çağ da sizin yeriniz nerde.

Selametle…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar