Yozlaşmanın Eşiğinde: Taklitçilik ve Slogan Gençliği
Güven Yılmaz

Güven Yılmaz

Yozlaşmanın Eşiğinde: Taklitçilik ve Slogan Gençliği

18 Şubat 2018 - 16:18

Düşünmek yükünü omuzlayacak kaç gönüllü bulabilirsiniz? Alelade bir soru değil bu, ciddi bir sorun. Zira düşünmek bir kere adım atıldığı zaman bir daha asla çıkılamayacak bir yol. Çetin cephelerde çırılçıplak savaştırır insanı. Bununla beraber toplumda bu yükün altına girmiş gibi görünenler veya böyle gösterilenler bugüne kadar bizlere ne kattılar diye ‘düşünmeden’ de edemiyor kişioğlu.

Geçtiğimiz yüzyılda yaşanan savaşlar ve bunun getirdiği algıyla beraber yöneten kesim, halkı idarede, çağdaş bir Roma Modeli oluşturmanın ciddi kolaylıklar sağlayacağını keşfettiler. Roma’da ekmek ve sirk diye bilinen kavramı iktisadi kaygılar üzerine yeniden inşa ettiler. Gladyatörler başta olmak üzere türlü diğer faaliyetleri izlemeye gelen kalabalıklar karşı koyulamaz şekilde taraf olmayı ve bu taraf olmanın yanında içinde bulundukları durumu da göz ardı etmeyi bir şekilde başardılar. Bunun yanında içgüdüsel dürtülerin izledikleri eylemlerle dışavurumuyla rahatlamaları da cabası.

Küresel zenginler bunu günümüzde medya ile hayata geçirdiler. Koca Collesium yapılar herkesin evinde birer ekrana, herkesin elinde küçük bir telefona sığdı. Medya, algı yönetme ve yönlendirme işini o kadar iyi yaptı ki, bunu amaçlayanlar bile bu kadarını düşünememişlerdi. Bunun iyi taraflarını elbette göz ardı edecek değiliz lakin terazinin diğer kefesinin de idrakine varmak gerek. Gençlik internet ve medya kolaylığı ile artık merak etmek gibi bir kaygıdan uzaklaştırıldı, okumak zaten ‘Hak getire’. Taraf olmak ise sadece bir ‘like’… Kolay erişim, tembelliği ve lümpenliği beraberinde getirdi. Yenisini bulmak, bir şeyi ortaya çıkarmak ve yahut daha iyisine çabalama kaygısı günümüz gençliğinin kültür dairesinden çoktan koparıldı. Gençlik, içinde bulunduğu sosyokültürel çemberin çok ötesinde aidiyet bilinci ve milli şuura sahip olmadan Y U V A R L A N I Y O R.

Türlü hümanist söylemler, ardında getirdiklerine bakılmaksızın içselleştirilirken; tarih ve edebiyat okumacılığından bihaber gençliğimiz entelektüelliği altını doldurmaksızın taklit etmeye çabalıyor. Binaenaleyh Seyid Ahmet Arvâsi Bey’in ‘Zekâ, orijinalliği koruma gücüdür.’ tespiti kıymet bulurken, Sait Yakut Bey’in beraberinde söylediği ‘Orijinalliğimizi elimizden almaya çalışıyorlar.’ lafı bu eksende yüzümüze çarpılan tokattan başka bir şey değildir.

Bizler artık içimizden herhangi bir mütefekkir çıkaramayacak seviyedeyiz. Medeniyet; ilim, fikir ve sanat üçgeninde seyrederken, bu üçgenin içine girmeye gönüllü kaç kişi bulabilirsiniz? Alelade bir soru değil bu, ciddi bir sorun!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar